ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK! - VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE MÜDÜRÜ ATANDI - VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VAKFI’NA 171 HİSSE KURBAN - ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU - KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANET VAKFINA İKİ HİSSE KURBAN BAĞIŞI -
İSLAM’IN GÖZÜYLE ORGAN BAĞIŞI

organ bagisi muftu

Diğer Yazıları için tıklayınız…

İSLAM’IN GÖZÜYLE ORGAN BAĞIŞI

Bismillahirrahmanirrahim

Yüce Allah’a hamd ve sena, onun sevgili elçisine salat ve selam olsun.

İnsan saygıdeğer ve onurlu bir varlık olarak yaratılmıştır. Varlık içindeki seçkin konumu itibariyle kulluk görevini yerine getirirken en alt düzeyde, saygınlığına yaraşır şekilde yaşamını sürdürmesi için gereken ihtiyaçlar karşılanarak her bakımdan esenlik içinde olmalıdır. Bu bakımdan ruhen ve bedenen afiyette bulunma hali, büyük bir lütuf ve ikram olarak değerlendirilmiştir. Hadis kaynaklarında; insanların çoğunun kıymetini bilmekte aldanmış oldukları iki nimetten birinin, sağlık olarak bildirilmiş olması, sahip olunan devletin büyüklüğünü göstermesi bakımından önemlidir. Nitekim Osmanlı Padişahlarından Kanuni bu gerçeği şu şekilde dile getirmektedir: “Halk nezdinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

İslam, sağlığın korunmasını, hastalandıktan sonra tedaviden daha çok önemsemektedir. Bu bakımdan her bir ferdin, kendi beden bütünlüğünden ve organlarının korunmasından birinci derecede sorumlu olduğu bütün İslam bilginlerince kabul edilen bir husustur. Hayatın her türlü gereksinimi için mücadele ederken sağlığını korumaya çalışan kimse ile olumsuz koşullardan etkilenerek dengesini kaybeden kimsenin, sağlığına kavuşmak için vermesi gereken mücadele ibadet cinsinden bir ödevdir.

Organların işlevini kaybettiği ya da yeterince işlev göremediği durumlarda, organ naklinin dini hükmüyle ilgili, Hz. Peygamber (sav) döneminden ilk müçtehit ve fıkıhçılara kadar bir sorunun ortaya çıkmadığı söylenebilir. Tıp ilminin gelişmesine paralel olarak insan hayatının önemine binaen, bulunduğu bedende fonksiyon icra edemeyen bir organın yaşamına vesile olacağı başka bir bedene nakli konusunda, ciddi soru ve sorunlar ortaya çıkmış, her kesimden insanın düşüncesini meşgul etmiştir. İnsan hayattayken de mezardayken de saygıyı layıktır. Bu gerçek Kur’an’da “Andolsun ki, biz Âdem oğullarını aziz, saygıdeğer kıldık…” ifadeleriyle dile getirilmiştir. Ölü bedenden bir organın alınması, insan vücudunun bütünlüğüne, dolayısıyla onun saygınlığına zarar vereceği endişesi, organ nakli konusunda ortaya çıkan duyarsızlığın en önemli sebeplerinden biri olarak gösterilebilir. Kur’an’da doğrudan bu konu ile ilgili bir hüküm bulunmasa da Kur’an ve sünnetin delaletinden yani Kur’an’ın insan hayatına bakışından çıkarılmış ilkesel hükümler esas alınarak bu mesele çözüme kavuşturulmuştur.

Hayatın normal seyri içerisinde ölü ya da diri bir bedenden alınan organ veya parçadan faydalanma cihetine gidilmesine insanın saygınlığına aykırı bir durum zuhur edeceği gerekçesiyle dinen cevaz verilmemiştir. Ancak yukarıda atıfta bulunduğumuz ilkesel kurallardan biri olan zaruretler miktarlarınca haramları mübah kılar hükmü gereğince değerlendirildiğinde zorunluluğun mahiyet ve miktarına göre cevaz verilmiştir.

Nitekim, murdar hayvan (meyte), kan, domuz eti ve şarap gibi şeylerin yenilip içilmesi, alınıp satılması, ilaç olarak kullanılması haram kılınmıştır. Ancak hayatta kalma söz konusu olunca; “Allah size yalnız leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası için kesilmiş olanı yasaklamıştır. Fakat kim bunlardan yemek zorunda kalırsa, aşırıya kaçmamak ve sınırı aşmamak şartıyla ona günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır; çok merhamet edendir” ayeti delaletince bunlardan ölmeyecek kadar yenilip içilmesi meşru kılınmıştır. Zaruretlerin dinen yasaklanmış şeyleri bir ölçüde mubah kıldığı göz önünde bulundurulduğunda, sadece ayette zikredilen yasakların değil, zaruret halinin giderilmesi için yapılması zorunlu ve başka bir çare bulunmayan bütün yasakların zaruret miktarınca işlenmesinin mubah olduğu anlaşılmış olur.

Açlık ve susuzluğun insan için ortaya çıkardığı tehlikenin, hastalık için de geçerli olması, hastalığın haram olan doku ve organ naklini mübah kılan önemli bir zaruret sayılmış, başka türlü tedavileri mümkün olmayan hastaların haram ilaç ve maddelerle tedavileri caiz görülmüştür. Günümüz tıp dünyasında kan, doku ve organ nakli tedavi yolları arasına girmiş bulunduğundan hayatı kurtarmak veya hayatî bir uzvun telefini önlemek için başka bir çare de yoksa; kan, doku ve organ nakli yolu ile tedavinin caiz olması gerektiğine hükmedilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulunun 1960 tarihli; “tedavileri kan nakline bağlı olan hasta ve yaralılara başka kimselerden kan naklinin; başka kimselerden alınacak parçaların takılmasıyla görmeleri mümkün olduğu takdirde; hayatında buna izin vermiş olan kimselerin, ölümlerinden sonra gözlerinden alınacak parçaların bu durumdaki kimselere takılmalarının caiz olacağı…” kararı ile organ nakline cevaz verilmiş, 1968 tarihli kararında ise yalnız hayatı kurtarmak için değil, bir organı tedavi etmek, hastalığın tedavisini çabuklaştırmak için de kan naklinin caiz olduğu, tıbbi ve hukuki kaidelere riayet edilmek şartıyla kalp naklinin de caiz olacağına hükmedilmiştir.

Karnında canlı halde bulunan çocuğun kurtarılması için ölü annenin karnının yarılmasına, başka yoldan tedavileri mümkün olmayan kimselerin kırılmış kemiklerinin yerine, başka kemiklerin nakline, bilinmeyen hastalıkların öğrenilmesi ve hayatta bulunmaları sebebiyle ölülere nispetle daha çok saygıya layık olan hastaların tedavilerinin sağlanabilmesi için, yakınlarının rızası alınmak suretiyle, ölüler üzerinde otopsi yapılmasının caiz olacağına, fetva verilmiş, canlı bir kimseyi kurtarmak için, ölünün bir parçasını itlaf etme işlemi caiz görülmüştür.

Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Kurulu’nun 1952 yılında aldığı kararda ise; “kamu menfaatine atıfta bulunularak, bilinmeyen bir hastalığın bilinir hale gelmesi, hastalığın bilinmemesinden doğacak kamu zararının önlenmesi, hastaların tedavilerinin sağlanması gibi yakınlarının rızası alınarak, ölüler üzerinde otopsi yapmanın caiz olacağı, bu gibi sebeplerle ölüye gösterilmesi gereken hürmetin zevaline katlanmanın, dini hükümlerin zorunlu sonucu olduğuna…” yer verilmiştir.

Organ naklinde cinsiyet, milliyet gibi bir ayrım doğru olmadığı gibi dini tercihlerdeki farklılığın esas alınması da doğru değildir. Buna göre Müslüman olmayan birinin organlarından yararlanmakta hiçbir dini engel olmadığı gibi müslümandan müslüman olmayana da bu tür bir işlem caizdir. Çünkü müslim ya da gayrimüslim nitelemesi insanın bedeni veya organları ile ilgili değil, ruhu ve iradesi ile ilgilidir. İnsanın bedeni ve organları iradesinin inancı doğrultusunda kullandığı birer alet konumundadır. Başka bir ifadeyle inanç ve inançsızlık insanın iradesi ile ilişkilidir. Kalp de dâhil olmak üzere inançların organlar üzerinde hiçbir etkisi yoktur.  Kur’an’da hastalıklı, eğri, doğru gibi vasıflarla bahsedilen kalp, doktorların uzmanlık alanına giren ve dolaşım sistemini sağlayan kalp değil gönüldür, vicdandır.

Buna göre organ ve doku naklinin cevazı şu şartlara bağlamıştır: Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi, hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin zann-ı galibinin (% 90’ın üzerinde hakikate yakın bir kanaatin) bulunması, organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması, toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden önce) buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması, alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması, tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.

Varlığın özü olarak değerlendirilen insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmeye; onun yaşamasına vesile olmak da bütün insanlığın yaşamasına vesile olmaya denk tutulmuştur. İki tarafın da insan olması sebebiyle organ bağışı, bir candan diğerine verilmiş en büyük sadaka, organ bağışı bekleyenlerin sessiz imdat çığlıklarına cevaptır.

İslam dininin beş temel gayesi vardır ve bunlardan en önemlisi canı korumaktır. Canın korunması koruyucu tedbirlerle olabileceği gibi başka bir çare kalmadığında organ nakli ile gerçekleşecektir. Dinin bu konudaki yaklaşımı insanlarınkinden çok daha müspet ve ılımlıdır. Çaresizce ölümü bekleyen bir kimseye bağışlanan bir organla hayat vermek, bir ömür dillerde dua olarak dolaşmaya vesile olacağı gibi ebedi yaşamın bahtiyarlığına da katkı sağlayacaktır.

Son olarak hastane köşelerinde gözyaşı içinde bekleyen anneler, babalar, yavrular ve şifa bekleyen hastaların yardımına koşulmalı ve onlara umut olunmalıdır. Dini, ilmi, tıbbi, hukuki şartların yerine getirilerek organların bağışlanması, bulunması gereken insan duyarlılığının da bir sonucudur.

Organ ve doku bağışı haftasının, sağlığın kıymet ifade eden ilahi bir lütuf olduğu farkındalığına ve organ bağışı konusundaki duyarlılığa vesile olması ve dualarda buluşmak dileğiyle…

 

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 07 Kasım 2014, 19:49 tarihinde Dünya, Flash Haberler, Genel, Gündem, Kadın aile, Köşe Yazarları, Manşet, Sağlık, Son Dakika, Yaşam, Yazar 1, Yerel Haber kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
YORUM YAZIN

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Benzer Haberler
ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK!

ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK!...

Video görüntüler için tıklayınız… ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK! İstanbul’da... [Devamı]
VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE MÜDÜRÜ ATANDI

VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE ...

VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE MÜDÜRÜ ATANDI Vakfıkebir İlçe Müftülüğü‘nde... [Devamı]
VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VAKFI’NA 171 HİSSE KURBAN

VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VA...

VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VAKFI’NA 171 HİSSE KURBAN Vakfıkebir İlçe Müftüsü... [Devamı]
ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU

ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU...

İMAM HATİP GÖKHAN KAYHAN’IN ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU Vakfıkebir İlçe Müftülüğü... [Devamı]
KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANET VAKFINA İKİ HİSSE KURBAN BAĞIŞI

KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANE...

KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANET VAKFINA İKİ HİSSE KURBAN BAĞIŞI Vakfıkebir Kaymakamı... [Devamı]
BÖLGE YATILI KIZ KUR’AN KURSU GURURLANDIRDI

BÖLGE YATILI KIZ KUR’AN KURSU GURURLANDI...

BÖLGE YATILI KIZ KUR’AN KURSU GURURLANDIRDI Vakfıkebir İlçe Müftülüğüne bağlı Bölge Yatılı... [Devamı]
MÜFTÜ ŞAHAN, DİN GÖREVLİLERİYLE İLK TOPLANTISINI YAPTI

MÜFTÜ ŞAHAN, DİN GÖREVLİLERİYLE İLK TOPL...

MÜFTÜ ŞAHAN, DİN GÖREVLİLERİYLE İLK TOPLANTISINI YAPTI Vakfıkebir İlçe Müftüsü Recep Şahan,... [Devamı]
Popüler Haberler


Anket
Haber Kalitemiz ve Yeniliklerimiz Sizce Nasıl ?
Gayet Güzel
İyi
Normal
İdare eder
Kötü
Yazarlarımız
Yorumlar