ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK! - VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE MÜDÜRÜ ATANDI - VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VAKFI’NA 171 HİSSE KURBAN - ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU - KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANET VAKFINA İKİ HİSSE KURBAN BAĞIŞI -
Müftü Köksal’ın: “İman-Küfür-Şirk” Konulu Yazısı

muftu koksalyazi4

Diğer Yazıları için tıklayınız…

İMAN-KÜFÜR-ŞİRK

Bismillehirrahmanirrahim

İnsanın hilkatinde Allah’ı tanıma eğilimi, doğuştan var edilmiştir. Akıl melekesi ile donatılan her insan Allah’ı bulmakla mükelleftir. Zira bütünüyle varlığın kaynağı, sahibi ve gerçek sebebi olan Allah (cc), insanın mutlak özgürlüğünü kendisine bağlanmıştır. Bütün mevcudat her an tek bir ümmet olarak Allah’a boyun eğmekte ve ona kullukta bulunmaktayken[1] insan irade ve onur sahibi kılınmış, kendi isteğiyle görevini yapması istenmiştir. İradenin olumlu yönde tecellisi ile meleklere üstünlük sağlanabileceği; olumsuz yönde belirmesiyle de aşağıların aşağısına düşüleceği bilinmelidir. Varlığın gerçek sahibini tanımada insanların tercihi iman, küfür, şirk ve nifak olarak ortaya çıkar.

Bütün ilahi dinlerde kişiyi gönülden Allah’a bağlayan iman esasları aynıdır. Hz. Peygamber (sav)’in ifadesiyle İman; Allah’a Meleklerine Kitaplarına Peygamberlerine ahiret gününe iman etmektir.[2] Bu hususları kalbiyle onaylayan da mümin olur. Allah’a, peygamberlere ve ahiret gününe iman şeklinde özetlenebilen inanç esasları; tevhit, nübüvvet, meat olarak üç ana başlık altında toplanmıştır. Tevhit inancının esaslarını özlü bir şekilde ifade eden İhlâs suresinin Kur’an’ın üçte birine denk olduğunun söylenmiş olması da bu sebepledir.

Kur’an, imanın esasını Allah (cc)‘a bağlar.  Diğer iman ilkeleri ise bu imanın hakikatini ve mahiyetini ve ona bağlı olduklarını anlatır. “Asıl iyilik (birr), Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inananların iyiliğidir”[3] ayeti, iman esaslarının gönülden benimsenmesi, Allah’a olan bağlılığın zorunlu sonucu olduğuna işaret etmektedir. Kur’an bu ahlaki zorunluluğun gerekçesini şöyle dile getirmektedir: “O, size anlatılan Rabbiniz, Allah’tır. Ondan başka ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise ona kulluk edin. Her şeyin vekili odur. Gözler onu idrak edemez. Hâlbuki o gözleri idrak eder. O her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.”[4] Varlığında hiçbir şüphe bulunmayan ve kusursuz hilkatin bulmakta zorlanmadığı en net hakikate iman, Allah’ın güvenini boşa çıkarmamak, tam bir teslimiyetle ona karşılık vermek, ilahi ikramların sonsuzluğu karşısında vicdanen iki büklüm olmaktır. İman hayatta bulunmanın; ibadet, bağışlanan nimetlerle hayatı sürdürmenin şükür cinsinde sürdürülebilir karşılığı olmalıdır.

İnancını itiraf eden bir kimsenin ikrarı esas alınarak mümin olduğu kabul edilmelidir. Meselenin iç yönü yani inanıp inanmadığı Allah’a mahsustur ve âhirete ilişkindir. “…Size selâm verene dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyin…”[5] ayeti bu gerçeği ifade etmektedir. Hz. Peygamber de Allah’­tan başka Tanrı olmadığını, Muhammed (sav)’in O’nun elçisi olduğunu benimseyen herkesin, İslâm toplumunun tabii bir üyesi olarak can ve mal gü­venliğine sahip olacağını[6] bildirmektedir.

İnkâr, Hz. Peygam­ber’i Allah’tan getirdiği şeylerde yalanlayıp, onun getirdiği sabit dinî esaslardan bir veya birkaçını inkâr etmek anlamına gelir. İnkâr, doğrudan itiraf etmekle belirebileceği gibi, dinin temel esaslarından birini veya tamamını reddetmek yahut onları beğenmemek, önemsememek, küçümsemek ve değersiz saymakla da tezahür edebilir. “…Allah’ın ayetlerine küfredildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze geçmedikçe yanlarında oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz…”[7] ayeti, bu gerçeğin Kur’an’daki ifadesidir. Kâfir olarak ölmek sonsuza dek cehennemde kalmak, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanları lanetine maruz kalmak[8] demektir.

Şirk, Allah (cc)’ı zatında, sıfatlarında, isimlerinde ve fiillerinde, rab oluşunda ve hâkimiyetinde eşi ve dengi bulunmadığını kabul etmemek, ona ait evsafı reddetmek, Allah’tan istenmesi gereken şeyleri, onun dışındaki varlıklardan istemek demektir. Müşrikler Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte, sıfatları, irade ve otorite sahibi olması açısından Allah’a eşdeğer güç ve var­lıklar tanırlar ya da onlara taparlar. Kur’an, mülkiyetinde ve hâkimiyetinde Allah’a ortaklar isnat etmenin, bağışlanmayacak günah olduğunu, [9] ifade etmektedir.

İman esaslarının kalpte onaylanması, imanın esasını ve özünü teşkil eder. Kur’an’ın; “Ey Peygamber, kalpleri iman etmediği halde, ağızlarıyla inandık diyen­lerden… küfür içinde koşuşanlar seni üzmesin…” [10] ifadesi, kalpteki onayın imanın değişmeyen unsuru olduğunu göstermektedir. Bu nedenle cennet ve cehennem ehli belli olduktan sonra kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan kimsenin cehennemden çıkarılacağı bildirilmektedir.[11] Kalbinde bulunmayan imanı diliyle ifade eden kimsenin hakikatte inanmış olmayacağı; kalpten inandığı halde bir sebeple inanmadığını söyleyen kimsenin de iman sahibi olacağı İslam’da ilke olarak benimsenmiştir. Nitekim Ammâr b. Yâsir, Kureyş müşriklerinin ağır baskılarına ve şiddet uygulamalarına dayanamayarak kalbiyle inandıklarını diliyle inkâr etmiş,[12] sonradan bu duruma çok üzülen Ammâr’ı, kalbi imanla dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan kimsenin iman sahibi olduğunu müjdeleyen ayet[13] teselli etmiştir. Bununla birlikte kalpte bulunanı insanlar bilemeyeceği için, inancın dil ile ikrar edilmesi, imanın dünya ile ilgili şartı olarak değerlendirilmiştir. Allah Resulünün; “Kalbinde buğday, arpa ve zerre ölçüsü iman olduğu halde Allah’tan başka Tanrı yoktur. Muhammed O’nun elçisidir diyen kimse cehennemden çıkar” sözleri imanda ikrarın çok önemli olduğunu dile getirmektedir.

İmanın erdemiyle Allah’a bağlanma özgürlüğünün insanlar arası ilişkilerde de ölçü alınması dileği, selam ve dua ila…


[1] 21/Enbiya, 19, 20; 17/İsra, 44 [2] Buhari, İman, 1 [3] 2/Bakara, 177 [4] Enam, 102, 103 [5] 4/Nisa, 94 [6] Buhârî, Cihâd, 102 [7] 4/Nisa, 140 [8] 2/Bakara, 161, 162 [9] 4/Nisa, 48, 116 [10] 5/Mâide, 41 [11] Buhari, İman, 15 [12] Nesei, İman, 17 [13] 16/Nahl, 106

1111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 10 Mayıs 2014, 23:42 tarihinde Flash Haberler, Genel, Gündem, Köşe Yazarları, Küçük Manşetler, Manşet, Son Dakika, Yaşam, Yazar 1, Yerel Haber kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
YORUM YAZIN

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Benzer Haberler
ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK!

ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK!...

Video görüntüler için tıklayınız… ANAMI SON YOLCULUĞUNA UĞURLADIK! İstanbul’da... [Devamı]
VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE MÜDÜRÜ ATANDI

VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE ...

VAKFIKEBİR İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ’NE ŞUBE MÜDÜRÜ ATANDI Vakfıkebir İlçe Müftülüğü‘nde... [Devamı]
VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VAKFI’NA 171 HİSSE KURBAN

VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VA...

VAKFIKEBİR’DEN, TÜRKİYE DİYANET VAKFI’NA 171 HİSSE KURBAN Vakfıkebir İlçe Müftüsü... [Devamı]
ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU

ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU...

İMAM HATİP GÖKHAN KAYHAN’IN ANİ VEFATI SEVENLERİNİ YASA BOĞDU Vakfıkebir İlçe Müftülüğü... [Devamı]
KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANET VAKFINA İKİ HİSSE KURBAN BAĞIŞI

KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANE...

KAYMAKAM YAKUTA’DAN TÜRKİYE DİYANET VAKFINA İKİ HİSSE KURBAN BAĞIŞI Vakfıkebir Kaymakamı... [Devamı]
BÖLGE YATILI KIZ KUR’AN KURSU GURURLANDIRDI

BÖLGE YATILI KIZ KUR’AN KURSU GURURLANDI...

BÖLGE YATILI KIZ KUR’AN KURSU GURURLANDIRDI Vakfıkebir İlçe Müftülüğüne bağlı Bölge Yatılı... [Devamı]
MÜFTÜ ŞAHAN, DİN GÖREVLİLERİYLE İLK TOPLANTISINI YAPTI

MÜFTÜ ŞAHAN, DİN GÖREVLİLERİYLE İLK TOPL...

MÜFTÜ ŞAHAN, DİN GÖREVLİLERİYLE İLK TOPLANTISINI YAPTI Vakfıkebir İlçe Müftüsü Recep Şahan,... [Devamı]
Popüler Haberler


Anket
Haber Kalitemiz ve Yeniliklerimiz Sizce Nasıl ?
Gayet Güzel
İyi
Normal
İdare eder
Kötü
Yazarlarımız
Yorumlar